Gizli ateş, kabala ve simya

Tuz, Satürn, Cinsel Vecit ve Ruhsal Saadet



"Kalbin etrafında dolanmış yılan Adımdır!"



Tuz bilgelik ve öğrenim sembollüdür ve kuyruğunu ısıran, sınırlılık sembolü Büyük Yılan Ouroboros ile ilgilidir. Bu bağlamda dünyayla yakın bir ilişkisi olduğu gibi aynı zamanda bütün maddi yaratılışla ve hiçlik veya Sonsuzluğun sınırında olan şeylerle de ilgilidir. Bir 15. asır elyazmasında yılan iki renkten oluşmuştur, kırmızı ve yeşil. Kırmızı dışta ve yeşil içtedir. Yeşil, Doğanın ve Venüs'ün sembolü Çalışmanın başlangıcıdır. Kırmızı, Felsefe Taşın ve Marsın rengi Çalışmanın sonudur.



“Sapiens dominabitur astris” (Bilgeli olanlar yıldızlara hakim olacaktır). İçimizdeki astrolojik dengesizlikleri düzelttikçe (psişik merkezler veya çakralar), dışımızdaki astrolojik şartların bize karşı daha az negatif etkileri olur. "Yıldız" güçleri üzerinde hakimiyet kurarız ve "istediğimiz zaman mabedimizde güneşin parlamasını sağlayabiliriz".



17. yüzyılda Jakob Boehme'nin öğrencisi Gichtel kozmik spiral veya "Doğa Tekerliği" insan bedenine koydu. J.G Gichtel'in 1898 yılında yayınlanan Theosophica Practica'da Satürn taç, jüpiter alın, Mars boyun, etrafında yılan dolanmış Güneş de kalp, karaciğer venüs, Merkür dalak ve Ay cinsel organlardır. Dikkatimizi çeken yılanlı kalptir. Buraya ayrıca Ateş Elementini yerleştirir.



Mısırlı inisiyelerine ayrıca skarab (bok böceği) denilirdi çünkü kendi yenilemelerinin yumurtalarını iterek yuvarlıyorlardı.



Dennings ve Philip'in Majikal Felsefe'nin 3. cildinde alın bölgesi Orta Sütun Çalışmasında (Bu eserde ona verilen ad "Kalelerin Uyarılması" (1. Formül) ve her merkezde imgelenen renkler değişmektedir. En sonunda da Kadüs'ün yükselen çift yılanı da verilmiştir. Alın Satürn'e addedilmiştir ve Yesod merkezini dengelediği ve Aurum Solis ve Altın Şafak Cemiyetlerinin verdiği diğer merkezlere güç kattığı da yazılmaktadır.



Simyasal olarak Tuz, Elemental Toprak ve Elemental Suyun (Assiah ve Yetzirah) birleşiminden meydana gelir, Gizli Ateş Tuz'da (maddi beden) "saklıdır" ve açığa çıkmak isteyen bilinçaltı, içgüdüsel güçleri simgeler. Bazen kontrolsüz ve zayıf bir şekilde açığa çıktığında "Cehennem Ateşi" de denilir, arındırıcı etkileriyle öğrencinin bedeni be psişik yapısında önemli yıkım gerçekleştirebilir. Bu bazen ölümden sonra içsel yenilenme yaşamış insanlar tarafından yanlışlıkla "Araf veya Cehennem" sanılan 31. Yol veya Ateş yolunda açıkça görülür. Bu Yol ayrıca ruhsal rehberlik ve evrim sembolleri Şin harfi ve Merkür'ün yönetimi altındadır. Notarikon ile ilgilenenler için Şin'in sayısal değeri 300 aynı zamanda İbrani deyim "Canlı Tanrı'nın Ruhu" ile aynıdır.



"Gerçi tövbe için su ile ben sizi vaftiz ediyorum; fakat benden sonra gelen, benden daha kudretlidir; onun çarıklarını taşımağa ben layık değilim; o sizi Ruhülkudüs ile ve ateş ile vaftiz edecektir." Matta 3:11



Şin harfi sık sık meditasyonda bir İlahi Işık, Yaşam, Aşk veya varlık sembolü olarak kullanılır. Başın üzerinde tam taca değdiği imgelenir sonradan başın içinde imgelenir (çünkü Yaratılış Kitabı Sefer Yetzirah'ta akıl ve sinir sistemiyle ilgilidir), sonra da kalbe inip oradan uzanarak meditatörü bir alev denizinde sarar. Üç alev şeklinde Yod harfi veya diller içerdiği için, bazen kutsal ruhun inişindeki alevli diller ve çeşitli üçlem kavramlarına bağdaştırılır.



Bu konuda birkaç dini yorum yapmak mümkündür: Örneğin Vaftizci Yuhanna'nın tövbe ve Yetzirah'ın Su dünyasına giriş inisiyasyonu verirken, İsa'nın Ruhun Ateşine veya tam üstatlık mertebesine inisiyasyon verdiği görüşü savunulmuştur. Diğer bir yoruma göre, Vaftizci Yuhanna Su Yolu olan 29. Yoluna dek inisiyasyon veriyordu ve diğer yandan İsa havarilerine daha zor ve engebeli Ateş Yolu veya 31. Yolun inisiyasyonunu veriyordu. Bunlardan hiçbiri kesin bir yanıt değildir, sadece kutsal metinleri inisiyatik uygulamalar çerçevesinde anlamanın Kabalistik bir çabasıdır. Ama Kutsal Ruh veya Ruhülkudüs kavramı daha bilgilendiricidir. Bu terim Yahudiler tarafından Babil esareti sırasından uyarlandı ve Yahudi mistik inançlara Farisî (İranlı) ve Keldani etkileri göstermektedir.



Kutsal Ruh (Ruach Elohim) terimin kökeni Zend Avesta'dandır ve aslı Spenta Mainyu, veya “Kutsal (Yaratıcı) Ruh”tur. Esas kaynakta yaratıcı güç açıkça belirtilmemişse de ima edilir, ancak Yahudi ve Hıristiyan geleneklerden modern dillere çevrildiğinde bu anlamın kaybolduğu görülür. Spenta Mainyu arındırıcı ve yenileyici bir enerji ve zekadır ve kozmik topluluk olarak emrinde altı veya yedi zeka vardır.



Spenta Mainyu, Ahura Mazda'nın (Ulvi Zeka, Tanrı) kendini gerçekleştirme kalitesi veya faaliyetidir; Evrenin yaratılış ve evrimine yol açan kendiliğinden üreten enerjidir. Spenta Mainyu dinamiktir ve yaratılış devamlı bir süreçtir. Zerdüşt için kutsallık aynı zamanda bolluk, bereket ve sağlık anlamına gelir. Spenta Mainyu evrende bereket ve gelişme prensibini temsil eder." (F. Mehr, sayfa29)



Bu güç ve varlıklar, anlamı "kutsal güç kelimesi" olan Mathrem, veya Mathra'yı içerir. Bu da Hintistan'da mantra ve Orta Doğu ve Mısır'da "Güç Kelimesi" uygulamalarının temelidir. Aynı YHVH'in bütün İbrani Kutsal İsimlerin kaynağı olduğu gibi, Mathrem, veya Mathra'yı bütün diğer mantraların kaynaklandığı mutlak bir mantra olduğu inanılır. Bundan söz ettik çünkü İran ve Babil'de sonradan yarı bağımsız olarak gelişecek olan Doğu ve Batı ezoterik uygulamaları bir bütün şeklinde görmek mümkündür. Bir bakıma bugün bildiğimiz şekilde yoga, kabala, simya ve majinin esas ortak menşei olduğu söylenebilir. O zamanki sanat ve mimari Yahudi ve Mısır geleneklerdekini yakın kanatlı varlıklar, gezegensel şemalar ve Hayat Ağacının ve dolanmış iki yılan motifinin erken varyasyonlarını gösterir.







Kozmik Ateş Üçgeni



"Başarılı üstat, Büyük Çalışmanın malzeme bilgisiyle donanmış olmalı; ayrıca inanç, sessizlik, kalp saflığı ve dua şevkiyle dolu olmalıdır. Tepesinde Felsefi Civanın hiyeroglifi bulunan kapıdan geçtikten sonra Büyük Çalışma'nın esas operasyonlarını - kalsinleme, çözündürme, arındırma, Hermes'in kapalı şişesine koyma, şişeyi Athanor'a (fırın) aktarma, pıhtılaşmak, çürüme, kapatma, çoğaltma ve projeksiyon; ve Felsefe taşı Petra Philosophalis'e ulaştığında bile onun görkemli bir ejderhanın rehinde olduğunu görür."



Amphitheatrum sapientiae aeternae, Heinrich Khunrath



Simya yazmalarında Satürn, Cıvaya ilintilidir ve onunla aynı belirsiz cinsiyet veya adrojenliğe sahip olup ‘Mercurius senex’ adını alır.



Tifaret'te geometrik sembol su ve ateşin içi içe üçgenleri veya Davud Yıldızıdır. Hayat Ağacının gezegensel Sefirot(lar)'a (Satürn'i boyundaki Daat'a kaydırıp) bağlanmak için bu yıldızı genişlettiğimizde (ucu aşağı bakan) Su Üçgeni Mars, Jüpiter ve Ay kürelerini birleştirir. Ateş Üçgeni Satürn, Venüs ve Merkürü birleştirir.



Orobouros kendisini kısıtlayan (Satürn) kozmik enerji olduğu gibi, Venüs de bir prizmanın güneşin ışığını böldüğü gibi kendisini yaşamda (bitkisel özelliği) çoğaltan yaratıcı güçtür. Merkür birçok açıdan aynen Satürn gibi androjendir (çift cinsiyetli) ve yaratılışın ateşini kontrol edip Felsefe Taşının yaratılışında yönlendirir. Merkür Kadüs veya iki yılanın dolandığı kanatlı asayı tutar. Kanatlar yüceltmeyi ve yılanlar yaratılışın temel güçlerini simgeler. genelde yedi olarak gösterilen birbirlerini kesiştiği noktalarda renk tayfın renklerini ve beyazı (Venüs) gösteren psişik merkezler vardır. Şemanın ortasında irtibat kurmaya umabileceğimiz yaratılışı birleştiren, canlandıran ve ahenkleştiren kozmik yaratıcı güç güneş vardır. O merkezidir ve bütün diğer gezegenler, psişik merkezler veya Kozmik enerji türlerini denetler ve kontrol eder.



Güneşin ateşiyle irtibat kurmakla, diğer psişik merkezlerinin ateşlerini (Venüs aracılıyla) açabiliriz ve Satürn'ün kısıtlayıcı ve aydınlatıcı enerjisini Aklı veya Merkür güçleriyle daha kolay yönetebiliriz.



Özellikle Venüs ve Merkür olmak üzere, gezegenlerin bu çok yönlü özelliklerini anlamak için Tiparete dek Yol Çalışmaları yapmak önemlidir. Aşağıda vereceğimiz teknikleri uygulamak için bunlar şart değilse de, teorik tarafı anlamak için yararlıdır.



Ancak, yine de Kürelerin birbirlerine ilişkilerini anlamak için aşağıdaki fikri temel alarak bir dizi meditasyona başlayabiliriz:



Venüs bitkisel ve bilinçaltı tarzında yenileyici, duyusal ve aktif yaşam gücüdür. Isı, ışık ve duyguya tepki verir. İniş yolunda Venüs Güneş'in ışınlarını renk tayfının birçok farklı yönüne bölmektedir, bu şekilde elle alsak çoğulluk ve birlik arasındaki ilişkiyi, psişik merkezleri ve gezegenleri ve özgün doğalarını daha iyi anlayabiliriz. Yükseliş yolunda Venüs gerek gezegensel, gerekse de kişisel (psişik merkezleri) halen çok renkli olsa da farklı enerjileri tekrar birleştirir ve onları tek bir güce ahenkleştirip Güneşe saf ışık olarak geri dönmesini sağlar.



"Bu Felsefe Taşı büyüyen yeşil şeylerde gelişir. Şeylerin yeşerip büyüdüğü Yeşil'in tekrar eski doğasına indirgendiğinde, gizli bilimimizin yolunda çürütülmelidir." Splendor solis, Trismosin



Felsefe Taşı doğanın yeşermesiyle (Netzah) yapılır ve kaynağına (Tifaret) çürüme yoluyla dönmektedir (Tarot'ta Ölüm Kartı ve bağlı olduğu Netzah-Tiparet yolu, Nun).



Merkür Venüs'ün ayrışma hareketinin yaydığı değişik enerjilere şekil ve anlam verir ve onları Kadüs'ün (Hermes'in çift yılanlı asası, ayrıca tıp sembolünde kullanılır) simgelediği temel güçler olarak yeniden birleştirir. Merkür Ruhun Psychopomp'u veya Rehberidir ve Venüs'ün temsil ettiği güçleri yönlendirir. Hem venüs ve Merkür Kabalistik Ağacının iki Sütunun dibinde bulundukları için fiziksel, astral ve mental alemlere erişip değerlendirirler ve bir dereceye kadar üçünü de etkileyebiliriler. İniş yolunda Merkür beden, akıl veya ruh için form ve yapılar yaratır. Yükseliş yolunda Merkür derslerini unutturmadan formun sınırlarından kurtulmamızı sağlar.



Yılan ilkel güç veya enerjidir. Ateş ve su yaratılışın iki prensibidir ve hava ve toprak onları takip eder. Yılan derisini bırakıp değiştirdiği için yeni hayat ve yenilemenin sembolü olarak görülür. Aynı zamanda tehlikeli ve öldürücüdür ve su kaynaklarında ve çöllerde "koruyucu" bekçi rolünde de görülür. Üzerinde kontrol ve hakimiyet sağlandığında güçlü ve öldürücü, ama aynı zamanda yaratılışa temel ve belki de yaratılışın geldiği yenileyici bir güce hakim olunmuş sayılır.



Gizli Ateş direkt olarak insanlıkta cinsellikle ilintilidir (temel yaratıcı güçler). Burada "vecit", "esrime" ve erotik dürtü arasındaki ilişki açıkça görülür ve yaşanabilir. Bir sürü "seks yoga" ve seks maji uygulamalarının türemesi bunu bir yerde doğruluyor. Ancak insanlıkta cinsel arzu, onun temel dürtüsü ve evrimsel gücü olarak hareket eder. Ayrıca, mistik deneyimin biyolojik kökenleri olduğu da önerilmiştir. En temel zevk olan cinselliği göz ardı etmekle bir seviyede vecitsel birleşimi de reddetmiş oluyoruz. Bu "küçük ölüm" veya petite morte, kendimizi bırakıp ilahi hiçlik halini yaşayacağımız "büyük ölüm"ün bir öncüsüdür.



Mistik deneyimlere karşı doğuştan gelen dürtümüze bağlı cinsel güç, ayrıca beşeri tekamül ve yönlendirildiğimiz önceden belirlenmiş bir nokta veya hal ile ilgilidir.



Bu önemli bir noktadır, çünkü neredeyse bütün Batı toplumlarda psikolojik rahatsızlıklar cinsel baskı ve obsesyon etrafında odaklanmıştır.



Fiziksel bedende Can Enerjisinin uygun arındırılması yapılmadan Gizli Ateşin özgür bir şekilde veya öncekinden daha fazla güçle akışı sağlanırsa, psişik beceriler, dahilik ve diğer ben ötesi haller veya sadece farklı şuur halleri yerine, aşırı fiziksel rahatsızlık gibi gözüken ama olası olarak şizofreni veya psikoz şeklinde psikolojik hastalıklarla sonuçlanabilir.



Orgon Terapi'nin ortaya çıkaran Wilhelm Reich'a göre, bütün zihinsel-duygusal rahatsızlıklarımız fiziksel bedenlerimizde çapalanmıştır, ve bu çapalar pranayama'ya biraz benzer nefes alıştırmaları ile açığa çıkarılabilir. Beden simyanın Tuzu olduğuna göre ve "Su Elementi" aracılıyla erişebilir bilinçaltı unsurlardan kısmen meydana geldiği için, bütün duygusal ve fiziksel deneyimlerimiz fiziksel bedende silinmeyecek bir şekilde depolanır, iliştirilir veya kayıt edilir. Eğer bu bloklar veya duygusal ve fiziksel travma enerji odaklanmaları (Can Enerjisi ile yapılı) Gizli Ateş daha yoğun bir şekilde akmadan önce açığa çıkarılıp bertaraf edilmezse, o zaman "Kundalini fenomenin" o sözde negatif yan etkileri ortaya çıkar.



Uyuşturucu ve alkol suistimalleri ve cinsel aşırılıklar durumu daha da kötüleştirirler, çünkü fiziksel bedeni ve astrala bağlantısını zayıf düşürerek Gizli Ateşi açığa çıkarırlar ve eterik altyapıya hasar vererek sonunda enerji blokları azaltacağına, akıl ve beden tamir etmeye çalışırken enerji bloklarını yaratırlar.



Uyuşturucu suistimal tarafından hasar gören bir sinir sistemi Gizli Ateşin berrak, temiz ve güçlü ifadesi için dengesiz bir araç yapmaktadır. Sinir sistemimizle (Yesod-ay altında) hem fiziksel dünya, hem de iç dünyamızla irtibat kurarız. Bedeni (Malkut) Akıl-entelekt (Hod) ve içgüdüsel, yaratıcı ve duyusal dürtüler (Netzah) ile ilişkilendirir. Eğer hasar görürse benliğimizin bu psiko-fiziksel-ruhsal taraflarına tam, yaratıcı ve verimli ilişki kurması tehlikeye düşer. Eğer hasar görürse bu enkarnasyonda Kutsal Koruyucu Meleğimize (Yüksek Benlik) en direkt ve en önemli bağımız ve Gizli Ateşi (Tifaret aracılıyla) açığa çıkarma olasılığımız tehdit altındadır.



"Bu harikalar yaratan aynı zamanda bir taş olmayan, her insanda var olan ve yerinde her zaman bulabilen bu Felsefe Taşının Büyük Sırrını (Grand Arcanum) açıkladığımda dinleyin... Ona bir taşa benzediği için değil, sadece sabit özelliğinden dolayı taş denilir, ateşin etkisine karşı koymada herhangi bir taş kadar başarılıdır... Eğer özelliği ruhsaldır desek, doğru olur. Eğer onu somut olarak ifade etsek, bu da doğru olur, çünkü ince, nüfuz eden, yüceltilmiş ruhsal altındır. Yaratılmış şeylerin en asilidir... o bir ruh veya mükemmellik timsalidir.



A Short Guide to the Celestial Ruby, (Semavi Yakut'a Kısa bir Kılavuz) Philethes.









Ejderhayı Azat Etme





Gizli Ateşin tam ve ahenkli işlevi psişik anatomimizi bloklardan arındırmak için gerekli süre belli değildir. Denilir ki bunun için en ileri yogiler bile en az üç yıl özel çalışmaları gerekir. Bu tür talim çok özel ve denetimli şartlar altında olduğu için, tahmin edilebilir ki modern bir Batılı için bu sürenin daha da uzun olması ve daha çok iç analiz ve danışım gerekir, çünkü genelde Batı okültist, ister Kabalist veya simyager olsun, veya her ikisi, zamanının çoğunu yalnız veya en fazlası arada bir küçük gruplarda çalışır.



Bazı yoga ve Kabala ekolleri ve bazı Sufi çalışmaları kalbi bireysel evrenin merkezi olarak ve psişik merkezlerinin en önemlisi olarak görürler. Kalbi açarak güçlü bir sezgisellik oluşumuyla birlikte İçsel Üstadımızla veya diğer bir deyişle Kutsal Koruyucu meleğimiz (haberci) ile irtibat kurarız. Bu başın ötesine yılanın yükselişinden sonra, Yılan Dili'nin en son konaklama yeridir. Boehme ve Hermetik tasvirlerin gösterdiği gibi "Yılanla Sarılı Kalp" mistiklerin erişmeye çalıştıkları idealdir.