TİMUS
Mehmet Yıldırım Özel, Kişisel Gelişim Uzmanı ve Yaşam Koçu
Mutluluk, güzel bir yaşamın en önemli işaretlerinden birisi. Mutlu olmak ise başlı başına bir tercih hatta eylemler bütünü. Mutluluk getiren duyguların hissedilmesinde hormonlarımızın rolü hem büyük hem de çok önemli. Bedenimizde o hormonları salgılayan salgı bezleri arasında oldukça küçük ama bir o kadar güçlü “Timus” diye bir salgı bezi var.


Timus, uyarıldığında salgıladığı hormonlar insanlarda haz ve mutluluk duygusu yaratıyor. Çünkü timus aktif olduğunda, çok hızlı bir şekilde bedenimizin kimyasının olumlu değişimine neden oluyor. Böyle bir değişiklik, sinir sistemini sakinleştiriyor ve aynı zamanda beyin fonksiyonlarını hızlandırıyor.


Avustralyalı Nobel ödüllü kanser araştırmacısı Sir MacFarlane Burnet, timus bezinin aktif hale getirilmesiyle, insan bedeninin kendisini kanserden koruyabilme yeteneğine sahip olacağını savunuyordu. Çocuklarda iri olan timus, ergenlik döneminde ise bir ceviz kadar irileşiyor. Ardından yaş ilerledikçe, bir bezelye tanesi kadar küçülüyor, yaşlılıkta ise tamamen köreliyor. Ama bazı insanlarda ileri yaşlarda bile timusun hala o meşhur ceviz büyüklüğünü koruması, bilimin henüz çözemediği alanlardan biri.


Timusun sağlığımız üzerindeki önemli yararlarından biri de T hücrelerini üretiyor olması. T hücreleri denilen lenfositler bedene zarar verebilecek zararlı hücreleri yok ederler. Bu küçük T hücrelerine yaşamımızı borçluyuz.


AIDS gibi bağışıklık sistemini çökerten hastalıkların ölümcül olması T hücrelerinin haberleşme hatlarını öncelikle kesmelerinden kaynaklanıyor. Timus göğüs kafesinin üst kısmının tam arkasında, göğsün tam ortasında yer alıyor. Timüsü uyarmanın üç basit yolu var:


Timusu uyarmanın birinci yolu, gülmek. Yani gerçek, içten sıcak bir gülüş, bir kahkaha. Her gülündüğünde timus bezi hemen aktive oluyor. Her aktive olduğunda bedenimize kimyasal dalgalar göndererek kendimizi daha iyi hissetmemizi sağlıyor.
Timusu uyarmanın ikinci yolu iki parmakla timusun üzerine gelen noktaya vurulması, yani elle uyarmak.
Timusu uyarmanın üçüncü yolu ise; dilin üst dişlerin arkasında damağa ve ağzın tavanına değdirilmesi.

Dr. John Diamond ve ekibi dilin bu pozisyona getirilmesi ile sol ve sağ beyin küreleri arasında güçlü bir denge oluşmasını sağladığını tespit etmiş. Bu da insanın daha iyi düşünmesi ve kendini daha iyi hissetmesine yardımcı oluyor. Gülmenin timusu ve beynin değişik haz bölgeleriyle bağlantısı olan kaslarımızı güçlü bir şekilde harekete geçirdiği, böylelikle insanda güçlü bir haz duygusu yarattığı kanıtlanmış.
Göğüs kafesimizin biraz yukarısında bulunan timüs bezi, kalp çakramızın da tam anlamıyla merkez noktasıdır. Bebeklik ve çocukluk döneminde aktif olan bu bez daha sonra tersine işlemeye başlıyor. Ergenlik dönemine gelindiğinde salgılanan testesteron ve östorojen salınımı, timüsün çalışmasını yavaşlatıyor. Bebeklerin ve çocukların oldukça içten gülebiliyor olmalarının sebebi, o dönemlerde oldukça aktif olan Timüs bezidir.
Aşırı depresif tutumlarda kalmak, mutsuzluğu bir seçim gibi yaşamak, az gülmek, yaşamdan keyif alacak durumları kaçırmak, timüsü daha da olumsuz olarak etkiliyor. Bu yüzden olsa gerek, gerçekten “mutlu olanların” sayısı gitgide azalıyor.
Timüs bezi tam anlamıyla çalışmadığında; kişi daha kolay hasta olur, bu yüzden genel olarak öfkeli ya da kaygılı bir yapıya sahiptir. Kişinin kendisini ifade etme konusunda zorluk çekmesi de bu bezin tam faaliyette olamadığını gösterir.


Anadolu’da üzücü bir olayla karşılaştıklarında kadınların bağrına yani Timüs bezine yumruklarcasına vurma sebepleri, böylesi zorlu evrelerde bedenlerini olası bir depresyondan korumaktır. Farkında olmadan yapılan bu davranış kişinin içsel bilgeliğinden gelmektedir. Timüs bezinin; fiziksel zihinsel ve ruhsal bedenlerle yakından ilişkisi vardır.
Dr. John Diamond’a göre; “Timüs bezinin yaşam kaynağı, yönlendirici ve denetleyici olduğunu belirtmiştir. Yaşam kaynağının ve enerjisinin ana merkezidir.” Timüs bezinin diğer bir adı da mutluluk noktasıdır. Bu nokta ne kadar aktifse kişi gülmeye ve mutluluğa o kadar açıktır. Sağlıklıdır, zihinsel olarak daha sakindir ve daha huzurludur. Fizik, zihin ve ruh beden dengelenmesi daha kolaydır.
İyi yaşamak adına vücudumuzun bize verebileceği birbirinden zengin iyi enerjilere yani Timus’un tetikleyebileceği güzelliklere her geçen gün daha fazla ihtiyacımız var. En zorlu anlarda bile, içimizden gelen her bir gülüş ve her bir olumlu düşünce bizi gerçekten yaşamın içinde oldukça canlı ve güçlü tutar.